NİŞANIN BOZULMASI, HEDİYELERİN İADESİ VE TAZMİNAT DAVASI

2020-12-14 Genel

NİŞANIN BOZULMASI, HEDİYELERİN İADESİ VE TAZMİNAT DAVASI

 

GENEL ANLAMDA NİŞANLILIK

Türk Medeni Kanunu madde 118 uyarınca nişanlanma evlilik vaadiyle gerçekleşir. Nişanlılığın oluşması için yüzük takmak, takı merasimi, aileler arasında iletişimin başlaması zorunlu değildir. Fakat bunların varlığı nişanlılığın oluşmasında tereddütte kalındığı zaman ispat açısından önem arz eder.

Nişanlılıkta olması gereken tarafların iradesidir. Bu açıdan bakıldığında tarafların haberi, isteği olmaksızın yapılan aileler arasındaki anlaşmalar, kız isteme uygulamaları nişanlılık bağlamında değerlendirilmez.

Bazı durumlarda reşit olan tarafların nişanlılık vaadi yönündeki iradeleri nişanlanmanın kurulması için yeterli olmaz. Taraflardan birinin evli olması, arada evlenmeye engel olabilecek kadar hısımlığın bulunması bu durumlara örnektir.

 

HEDİYELERİN İADESİ

Nişanın bozulması durumunda iki taraf da verilen hediyeyi geri isteyebilir. Türk Medeni Kanunu bu konuyu Hediyelerin Geri Verilmesi başlığı altında hüküm altına almıştır. Kanuna göre “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.”

Burada önemli olan husus alışılmışın dışındaki hediye kavramıdır. Kanun koyucu bir sınır çizmemiş olsa da Yargıtay’ın emsal kararlarına göre alışılmış (mutad), olağan hediye kavramına örf ve adete göre verilen, maddi değeri günün koşullarına göre fahiş olmayan giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Günün koşulları olgusu daha çok tarafların mali ve sosyal durumlarına göre değerlendirilir. Bu bağlamda nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir.

Hediyenin aynen veya mislen geri verilememesi durumunda sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri verilemeyen hediyenin değeri kadar para verileceği kabul edilir. Örneğin takılar kaybolmuşsa bunların değeri kadar paranın verilmesi gerekir.

Hediyelerin istenmesi açısından kusur şartı aranmaz. Nişanın tek taraflı sonlandırılmış olmasının ya da karşı tarafın kusurunun varlığı önem arz etmemektedir.

Hediyelerin geri verilmesi davasını ise ancak şu kişiler isteyebilirler:

  • Hediyeleri veren nişanlı,
  • Nişanlının anne ve babası
  • Nişanlının anne ve babası gibi davranan kişiler.

Davayı belirtilen kişilerin açabilmesiyle birlikte dava sadece nişan ilişkisinin karşı tarafı olan kişiye açılabilir.

MADDİ TAZMİNAT DAVASI

Türk Medeni Kanunu Maddi Tazminat için hüküm tesis etmiştir:

Madde 120- “Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.”

Nişanın bozulması her şartta maddi tazminat istemi için yeterli olmaz. Bunun için belli koşulların gerçekleşmesi gerekir: Taraflardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı atmalı veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmalıdır. Bu kriterler değerlendirilirken somut olay göz önüne alınır ve şartların gerçekleşmesiyle maddi bir zararın da doğması gerekir. Maddi tazminat talebinin kapsamına alışılmış(mutad) hediyelerin iadesi girmez. Bu hediyeler, bunların iadesi istemiyle talep olunabilir.

Kanun “Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.” demek suretiyle anne ve babaya veya onlar gibi davranan kimselere de maddi tazminat davası açma hakkı tanımıştır. Ancak bu kişiler için nişanın bozulması nedeniyle dava açılamaz.

 

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

Türk Medeni Kanunu Madde 121- “Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

Kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere manevi tazminat davası yalnızca nişanlılar arasında kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf açabilir. Anne ve babaların veya onlar gibi davrananların manevi tazminat davası açması mümkün değildir. Manevi tazminat davası için nişanın bozulması gerekir.

 

Nişanlılığın sona ermesinden kaynaklanan dava hakları nişanın bozulması tarihinden itibaren bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

 

 

Stajyer Avukat Aslı TURHAN

← Geri dön

Kategoriler